Anasayfa - Haberler -

Yapay Zekâ Çağında Egemenlik

05.10.2026 - Written by Adem YILMAZ

Iğdır Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Adem Yılmaz, yapay zekâ ve algoritmaların insan hayatındaki giderek artan etkisini farklı bir perspektiften ele alan dikkat çekici bir araştırmaya imza attı.

Yılmaz’ın “Algoritmik Dünyada Faydasızlığın Savunusu: Georges Bataille ve Yapay Zekâ Çağında Egemenlik” başlıklı makalesi, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisinin Eylül 2026 tarihli 14. cilt, 2. sayısında yayımlandı. 361-384. sayfalar arasında yer alan çalışma, yapay zekâyı yalnızca teknik veya etik bir mesele olarak değil, insanın özgürlüğü, özerkliği ve varoluş biçimi açısından ele alıyor.

Makalenin temel sorusu oldukça çarpıcı: Yapay zekâ ve algoritmalar hayatımızı daha verimli hâle getirirken, insanın “faydasız” olabilme, hesaplanamama ve öngörülememe kapasitesini de ortadan kaldırıyor olabilir mi?

Adem Yılmaz, yapay zekâyı neden farklı bir açıdan ele alıyor?

Yılmaz’a göre yapay zekâ üzerine yapılan tartışmaların önemli bir bölümü verimlilik, üretkenlik, fayda ve teknik başarı ekseninde ilerliyor. Yapay zekânın etik riskleri tartışılırken bile çoğu zaman insanın bu teknolojik sisteme nasıl uyum sağlayacağı sorusu öne çıkıyor.

Yılmaz ise soruyu tersine çeviriyor: Yapay zekâya insanı nasıl uyduracağımız yerine, yapay zekânın insanı nasıl dönüştürdüğünü sorgulamak gerektiğini savunuyor.

Makalenin başlangıç noktasında algoritmik sistemlerin artık yalnızca kullandığımız araçlar olmadığı vurgulanıyor. Algoritmalar davranışlarımızı, iş akışlarımızı, tükettiğimiz içerikleri ve hatta ilişkilerimizi etkileyen daha geniş bir “algoritmik ekosistem” oluşturuyor.

“Her ânımız, zevk ve beğenilerimiz, algoritmik ekonominin optimizasyonuna eklemlenirken deneyim, olumlu bir zorunluluğa boyun eğişe dönüşüyor.”

Yılmaz’ın dikkat çektiği temel mesele tam da burada ortaya çıkıyor: Verimlilik ve optimizasyon yalnızca teknolojinin özellikleri olmaktan çıkıp insan hayatının temel ölçütleri hâline gelebilir.

“Faydasızlık” neden önemli?

Makalenin merkezindeki kavramlardan biri Georges Bataille’ın “egemenlik” düşüncesi. Yılmaz, Bataille’ın düşüncesinden hareketle insanın yalnızca üretim yapan, hesaplanabilen ve fayda sağlayan bir varlık olmadığını savunuyor.

İnsanın sanat yapması, oyun oynaması, zamanını “boşa” harcaması, risk alması, kurallara uymaması veya herhangi bir ekonomik fayda üretmeyen bir davranışta bulunması algoritmik açıdan verimsiz görülebilir.

Ancak Yılmaz’a göre insanın tam da bu “faydasız” ve hesaplanamaz tarafı, onun özgürlüğünün önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle makaledeki “faydasızlık” kavramı tembellik veya işe yaramazlık anlamında kullanılmıyor. Aksine, insanın her davranışını fayda ve verimlilik üzerinden açıklamaya zorlanmasına karşı bir direnç noktası olarak ele alınıyor.

Yapay zekâ sadece bir araç mı?

Yılmaz, bu soruyu tartışırken düşünür Günther Anders’in “araç” ve “aygıt” ayrımından yararlanıyor.

Geleneksel bir araç, insanın belirlediği amaç doğrultusunda kullanılır. Ancak “aygıt” kendi işleyiş mantığını ortaya koyar ve zamanla insanın da bu mantığa uyum sağlamasını gerektirebilir.

Yılmaz’a göre yapay zekâ ve algoritmik sistemler bu açıdan yalnızca insanın emrindeki teknolojik araçlar olarak görülmemeli. Çünkü bu sistemler karar verme biçimlerimizi, düşünme süreçlerimizi ve gündelik deneyimlerimizi şekillendirme kapasitesine sahip.

Dolayısıyla mesele yalnızca “Yapay zekâ ne yapıyor?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

“Yapay zekânın yaygınlaşması insanı nasıl bir varlığa dönüştürüyor?”

Verimlilik bir yaşam idealine dönüşürse

Makalenin en önemli eleştirilerinden biri, optimizasyonun insan varoluşunun temel ölçütüne dönüşmesi.

İş hayatında verimlilik elbette önemli olabilir. Ancak aynı mantık bütün yaşam alanlarına uygulandığında insanın değeri de üretkenliği, hızı, başarısı ve faydası üzerinden değerlendirilmeye başlanabilir.

Bu durumda insanın şu tür davranışları giderek anlamsızlaştırılabilir:

Oysa Yılmaz’a göre insanın bu “fazlalığı” onun eksikliği değil, insan olma durumunun önemli bir parçasıdır.

Makalenin asıl uyarısı

Adem Yılmaz’ın çalışması yapay zekâya karşı çıkmayı önermiyor. Daha ziyade, yapay zekânın insan hayatındaki yerini sorgularken insanı teknolojinin işleyiş mantığına teslim etmemek gerektiğini savunuyor.

Makalenin temel düşüncesi şu şekilde özetlenebilir:

Tehlike, yapay zekânın insanın yerini tamamen alması değil; insanın giderek yapay zekânın mantığına göre yaşamaya başlamasıdır.

Bu durumda insanın kendisine sorduğu soru da değişebilir.

“Bunu yapmak istiyor muyum?” yerine

“Bunu yapmak verimli mi?”

“Bana ne kazandıracak?”

“En optimize seçenek bu mu?”

soruları hayatın temel ölçütleri hâline gelebilir.

Sonuç: Yapay zekâyı değil, insanı merkeze almak

Adem Yılmaz’ın makalesi, yapay zekâ tartışmasını teknoloji merkezli olmaktan çıkarıp insan merkezli bir sorgulamaya dönüştürüyor.

Yılmaz’a göre asıl mesele yapay zekânın ne kadar gelişeceği değil, bu gelişme karşısında insanın kendisini nasıl konumlandıracağıdır.

İnsan, algoritmik sistemlerin yalnızca bir kullanıcısı veya onların işleyişine uyum sağlayan bir unsur hâline gelmemeli; kendi özerkliğini, hesaplanamazlığını ve “faydasız” görünen taraflarını da koruyabilmelidir.

Bu nedenle “faydasızlığın savunusu”, aslında insanın her şeyini fayda ve verimlilik üzerinden ölçen bir dünyaya karşı insan olmanın sınırlarını koruma çağrısı olarak okunabilir.


Makalenin yazarı: Dr. Öğr. Üyesi Adem Yılmaz
Kurum: Iğdır Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü
Makale: Algoritmik Dünyada Faydasızlığın Savunusu: Georges Bataille ve Yapay Zekâ Çağında Egemenlik
Yayın: Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi, Cilt 14, Sayı 2, Eylül 2026
DOI: 10.14782/marmarasbd.1868286

Kaynak: DergiPark – Adem Yılmaz’ın makalesi

Yasal Uyarı: Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, ticari marka ve her tür fikri mülkiyet hakkı , ilgili markalara aittir, yalnızca sahipleri tarafından ve sahiplerinin izni ile kullanılmaktadır ve telif hakları kapsamındadır. ©